Özgür Özel Demokrat Basın'ın sorularını cevaplandırdı

Daha önceki dönemde verilen beraat, görevsizlik ve düşme kararları sonrasında 235 sanık yönünden devam eden "Ergenekon" davasında karar verildi. FETÖ’nün kurgu ve kumpas operasyonlarıyla davaya dönüştürdüğü Ergenekon süreci alınan kararlarla 12 yıl sonra resmen çöktü. Demokrat Basın Genel Yayın Müdürü Hakan Özen Türkiye adına kara bir tarih olan süreçle, alınan kararı Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili, Manisa Milletvekili Özgür Özel'e sordu. Özen'in sorduğu Özel'in cevapladığı röportajın

Özgür Özel Demokrat Basın'ın sorularını cevaplandırdı
Gündem
Daha önceki dönemde verilen beraat, görevsizlik ve düşme kararları sonrasında 235 sanık yönünden devam eden "Ergenekon" davasında karar verildi. FETÖ’nün kurgu ve kumpas operasyonlarıyla davaya dönüştürdüğü Ergenekon süreci alınan kararlarla 12 yıl sonra resmen çöktü. Demokrat Basın Genel Yayın Müdürü Hakan Özen Türkiye adına kara bir tarih olan süreçle, alınan kararı Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili, Manisa Milletvekili Özgür Özel'e sordu. Özen'in sorduğu Özel'in cevapladığı röportajın

Haber Editörü: Haber Kasaba


Ergenekon davasında tüm sanıklar beraat etti. Bu süreç ve alınan kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ergenekon davası, bir gecekonduda ele geçirildiği iddia edilen 27 el bombasıyla başlatılmış, 275 sanıklı davada, 2013 yılında cezalar yağdırılmıştı. Ergenekon davası başladığı andan itibaren sürece şüpheyle yaklaşmıştık. Tarih bizi haklı çıkardı. Tarih, “Ben bu davanın savcısıyım” diyen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı değil, “Eğer bu davanın savcısı Başbakansa avukatı da ana muhalefet partisi genel başkanıdır” diyen genel başkanımız Sayın Deniz Baykal’ı haklı çıkarmıştır.

Kumpas senaryolarıyla başlayan süreçte istenmeyen acılar da yaşandı dolayısıyla...

Dava süresince Yarbay Ali Tatar, emekli Albay Abdülkerim Kırca ve Kurmay Albay Berk Erdem, Kuddisi Okkır, Mehmet Koral, Türkan Saylan, İlhan Selçuk, Uçkun Geray, Engin Aydın ve Hüseyin Görüm yaşamını yitirdik, Doğan Yurdakul eşini, Fatih Hilmioğlu ile Mustafa Dönmez oğlunu, Mehmet Haberal, Hasan Iğsız, İsmail Hakkı Pekin ve Dursun Çiçek annelerini kaybetti. TSK’da ciddi bir tasfiye yaşandı, ilişkilendirilenler işsiz kaldı, toplumsal lince tabi tutuldu.

Biz, bu davanın ve bu dava gibi Balyoz ve türevi diğer davaların bir kumpas davası olduğunu, içinde hiçbir delil bulunmadığını, vatandaşlarımızın hayatlarının karardığını, yargıya çöreklenen bir yapılanmanın işi olduğunu haykırmaya çalıştıkça, o dönem iktidar partisi “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyordu. O dönemin iktidarı da hayatların kararmasından, masum yurttaşların haksızca yaftalanmasından birinci derecede sorumludurlar.

Alınan karar sonrası “Ben bu davanın Savcısıyım” diyenlerin, devletimizin bir anlamda namusu sayılan kozmik odaya girilmesini sağlayanların bu karar sonrası tutumları ne olur?

Tüm bu sürecin ardından iktidar partisinden, onun genel başkanından ve sorumlulardan en azından özür dilemelerini beklemek çok insani bir taleptir.

Bunun akabinde 15 Temmuz kalkışmasının ardından kurulan FETÖ Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarının tamamlanmasının üzerinden 2,5 yıl geçmesine rağmen hala raporu açıklanmadı. Bununla ilgili düşünceleriniz?

15 Temmuz darbe girişimi, yakın tarihimizdeki en üzücü olaylardan biridir. Bizim bizatihi Meclis’te yaşadığımız, her yönüyle şahit olduğumuz bir darbe girişimidir 15 Temmuz. 15 Temmuz’da sorumluluğu olanların da 15 Temmuz’a giden süreçte, bu cemaate destek vererek, bu darbe girişimine neden olanların da sorumlulukları nedeniyle yargılanması gerekmektedir. Bunun için darbenin siyasi ayağıyla da yüzleşmek gerekiyor ama bu konuda atılmış hiçbir adım olmaması kaygı verici olarak değerlendirilmelidir.

Darbe girişiminin hemen ardından o dönem Parlamento’da bulunan 4 siyasi parti grubunun tamamı darbe girişimine karşı çıkmış ve ortak iradeyle bir Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Komisyon süreci yeni tartışmaların fitilini ateşlemiş olsa bile elde edilen bulguların ardından kamuoyunun merakla beklediği rapor bir türlü açıklanamadı. Raporun, siyasi ayağa yönelik işaretlerde bulunabilmesinden ötürü böyle bir adım atıldığı düşünülmektedir. Ancak bu tür adımlar, FETÖ ile mücadele ettiğini iddia edenlerin samimiyetini ciddi biçimde sorgulanmasına neden olmaktadır.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele adına başlayan süreçte hala FETÖ’nün üst düzey yöneticileri yurtdışındaysa, hala kripto FETÖ’cülerin varlığından şüphe ediliyorsa ve FETÖ ile ilişkisi olmayan masum çok sayıda kamu görevlisi ihraç edilmişse, darbenin siyasi ayağıyla halen yüzleşilmek için çaba sarf edilmediyse, bu mücadelenin başarıya ulaştığını söylemek mümkün müdür?

Cumhuriyet Halk Partisi olarak FETÖ’yle ve darbe girişimiyle samimi mücadeleyi her zaman desteklesek de atılan adımların, bu mücadeledeki samimiyete yönelik soru işaretlerini artırdığını görmekteyiz.

Son Güncelleme: 00 0000 00:00
  • Etiketler

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN