Sosyal Medya Fenomeni Ali Candan Ve Rüşvet

'Hepimiz her gün rüşvet, yolsuzluk kavramlarını bünyesinde barındıran onlarca cümle kurar, bu vesileyle öfkemizi dile getiririz.

Sosyal Medya Fenomeni Ali Candan Ve Rüşvet

Haberkasaba yazarı Ahmet Orhan, ''Neredeyse her gün başka başka yolsuzluk iddialarıyla koca şehirde şöhreti artmaya devam ederken, iddialarda adı geçenlerin hiçbir şey olmamış gibi yaşantısına devam etmesini, hatta tören ve toplantılarda boy göstermelerinin hayret edilecek bir durum'' olduğunu köşesine taşıdı.

İşte HaberKasaba Köşe Yazarı Ahmet Orhan'ın ''Sosyal Medya Fenomeni Ali Candan Ve Rüşvet'' başlıklı köşe yazısı;

Hepimiz her gün rüşvet, yolsuzluk kavramlarını bünyesinde barındıran onlarca cümle kurar, bu vesileyle öfkemizi dile getiririz.

Nereye gitsek, ne tarafa baksak, herhangi bir iş yaptırmaya kalksak gördüğümüz şeylerde, muhatap olduğumuz muamelelerde rüşvetin yolsuzluğun, suistimalin emarelerini görür veya hissederiz.

Şehrin sokaklarında yürürken neredeyse tamamı işgal edilmiş kaldırımlara şahit olduğumuzda, özensizce ve keyfi olarak çeşitli bahanelerle trafiğin en yoğun saatlerinde kapatılmış sokaklar hatta caddelerle karşılaşıp öfkeyle yolumuzu değiştirmek zorunda kaldığımızda, aklımıza ilk gelen suistimal edilmiş görevler ve ihmalkâr görevlilerdir.

Hele hele alternatifi olmayan koca caddelerin olması gereken yerde olmayıp bir özel okulun bahçesi haline geldiğini görünce büsbütün öfkemiz kabarır, ağzımızdan göz yumanları hedef alan sin kaflı kelimeler dökülür.

Dost sohbetlerinde kısa sürede büyük servetlere ulaşan sonradan görme siyasetçiler ve onlar kadar olmasa bile maaşlarının katbekat üzerinde gelirlerle bile sahip olunamayacak imkânlara ve mallara kavuşan memurlara dair anlatılanları duyunca hak, hukuk ve adalet gibi kutsal kavramların baş tacı edildiği bir Türkiye’de yaşama umudumuzu kaybeder, mutsuz oluruz.

Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele etme uğruna uzun yıllara dayanan çalışmalarla hayata geçirilen Kamu İhale Kanunu, Devlet kurumlarına işe alımları düzenleyen KPSS’nin yapılan değişiklik ve uygulamalarla tüm fonksiyonlarının yok edilişine dair haberleri okuyup yaşadıkça eşit vatandaşların yaşadığı bir Türkiye beklentisi hiç birimizde kalmayıverir. 

Tüm yaşananlar yetmezmiş gibi yolsuzluk hikâyeleri yağmur gibi dört bir yanımızdan gelmeye devam etmez mi?

Geçtiğimiz hafta Yunus Emre İlçesinde alınan tedbirler ve teknolojik gelişmelerin uygulamada yer bulması sonrası memurların dışında bir belediye meclis üyesinin de adı karıştığı, unuttuğumuz Tapu Müdürlüğünde yakayı ele veren rüşvetçiliğin devam ettiği bilgisi gündeme geldi.

Keşke yaşadıklarımız bundan ibaret olsaydı. Ama maalesef durum bunun çok çok üzerinde kaygı vericidir.

Özellikle geçtiğimiz son 15–20 yılda milli gelirin artması sonucu konuta artan talebin ve yol, köprü, tünel gibi alt-yapı yatırımlarının artması çok kuvvetli bir rantı gündeme getirdi. 

Konut ve sosyal dokular için arsa üretilmesi ve imar avantajları sağlanması için büyük miktarda paraların alıp verildiği siyasetçi-bürokrat-müteahhit’ten oluşan bir pazarı ortaya çıkardı.

Bu pazarın tarafları Türk kamuoyunu da epey bir zamandır öncelikli olarak meşgul etmektedir.

Yaklaşık 50 yıl içinde 12 Eylül sonrası Mataracı, İşgüzar, daha sonra yakın geçmişte İsmail Özdağlar, Uğur Mengenecioğlu(Erdal İnönü’nün bacanağı) mahkumiyetleri, Koray Aydın, Mesut Yılmaz, Cumhur Ersümer yargılanmalarından bu yana adı rüşvet ve yolsuzluğa karışmış olanlar hakkında ciddi bir takip ve cezanın yaşanmamış olmasından olacak rüşvetçiler iyice pervasızlaşmış, kimseden çekinmez ve korkmaz olmuşlardır.
 
Yazılı, görsel basın veya sosyal medyayı takip eden herkes bilir ki rüşvet ve yolsuzluk vakaları bünyemizi sarmış durumdadır. 

Rüşvet alıp zenginleşenlerin, isimleri verilerek yapılan itham ve hakaretlere itiraz etmeyi, cevap vermeyi kendilerini savunmayı bir tarafa bırakarak aynı yolda yürümeye devam ettiklerine şahit olmaya devam ediyoruz. 

Sıradan görevlerde bulunan memurların bile gayri meşru sahip olduklarına dair iddialar orta yerde durmasına rağmen kimseden ses çıkmamakta, muhtemelen iddiaların muhatapları cevap vermezsek UNUTULUR düşüncesiyle konunun kendiliğinden gündemden düşmesini beklemeyi tercih etmekteler.

Kurtlar Vadisi dizisinden çıkma Ali Candan, neredeyse her gün başka başka yolsuzluk iddialarıyla koca şehirde şöhreti artmaya devam ederken, iddialarda adı geçenlerin hiçbir şey olmamış gibi yaşantısına devam etmesi hatta tören ve toplantılarda boy göstermesi hayret edilecek bir durumdur. 

İddialara gelince yenilir yutulur gibi değildir. Maddi bilânçosu milyonlarca liraya ulaşmaktadır.

Tüm iddialar kanlı canlı ortada dururken konunun hayret edilmesi gereken bir tarafı da sosyal medyada yaygınlıkla gündeme gelen yolsuzluk iddialarının ihbar kabul edilerek idari ve adli takibe uğramamış olmasıdır.

Her türlü suçun takibiyle görevli olanlar ortam dinleme, görüntüleme gibi teknik takip imkânlarının tüm avantajlarına rağmen tatmin edici boyutta suçluları yakalayıp adalete teslim ettiğine de istisnalar dışında pek rastlanmamaktadır.

Eğer gerekli araştırmalar yapılıyor ise iddiaların asılsız olduğu tespit edilip kamuoyunun bilgilendirilmemiş olması, vatandaşın devlete ve memurlarına olan güven duygusunu asılsız iddialarla zedelemiş olur ki bu toplumumuz adına büyük bir kayıp olur.

Ayrıca içinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasi durum bu ahlaki çöküşün en kısa sürede durdurulmasına aciliyet kazandırmaktadır.

İnşallah başka bir yazımda rüşvet ve yolsuzluğun önlenmesinde alınabilecek tedbirler konusunda önerilerimi sizlerle paylaşacağım.

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!