Karataş yazdı; 'Ön plana çıkmaya çalışan siyasi simsarlar'

Habererk yazarlarından Haşim Karataş, 'Her seçim döneminde sözde, ‘’YAZAR’’ kimliği ile ön plana çıkmaya çalışan siyasi simsarlar" var. Kim bu siyasiler simsarlar?... diye bir yazı kaleme aldı.

Karataş yazdı  Ön plana çıkmaya çalışan siyasi simsarlar
Gündem

İşte Habererk yazarı Haşim Karataş'ın köşe yazısı;

Habererk yazarı Haşim Karataş, yerel seçimler için aday belirleme sürecinde rol alan aracı özünde siyasetçi ama sözünde ‘’YAZAR’’ olduğunu iddia edenlerin ahlâksız söylemlerini siyasi simsarlarların yine iş başında olduklarını köşesine taşıdı.

Adaylık süreci için "yerel seçim borsası" diyen kendini yazar olarak empoze etmeye çalışan bu tabirini bilerek kullanan ve kendini her iki tarafta da güçlü ve sözü geçen biri olarak göstermeye çalışan; siyasi yalakalığın duayenleri olduğunu kaydetti.

Adaylarla akçeli işlere giren, ‘’siyasi simsarların marifetlerini sıralayan Karataş şöyle devam etti:

"Lafım kendi yediği hurmaları görmeyip gece gündüz adeta siyasi amigoluk yaparcasına kendini ortaya atıp ben biliyorum edasıyla aslında hiçbir şey bilmeyen kulis dedikodularıyla yazarlık yaptıklarını zanneden durdukları hangi mesleği icra ettikleri belli olmayanların siyasi hayatlarında ve öyle olduklarını iddia ettikleri yazarlıkta hakaret etmekten birilerini basamak olarak kullanmaktan, eğriye, eğri diyemeyip el etek öpmekten başka hiçbir işleri olmayan kendilerini gündemde tutmak için önüne gelene sarmaktan geri durmayan her daim ben varım, ben bilirim edasıyla mahalle karıları gibi dedi kodu yapıp kulis oluşturup kendini bir yerlere yamamaya çalışan ve bu bilgiliymiş edasını siyasilere empoze etmek için sürekli atıp tutan kendini bilmez siyasi simsarlar, İstediklerini elde edemediklerinde kendi yedikleri hurmaları bir kenara bırakıp bir başkasının yada başkalarının üzerinden pirim yapmaya çalışıyorlar bunu da ballandıra ballandıra kaleme alıyorlar.

Bu siyasi simsarlar aslında yazar falan değil. Birkaç kelimeyi bir araya toparlayabilen siyasetin simsarlığını yapan, el etek öpmekten vazgeçmeyen, kendilerini bir yerlere taşımak için yazarlık zırhını basamak olarak kullanan yıllarca bu vesile ile bir yerlerde olduklarından bir türlü halt yemeyi bırakmıyorlar. Yıllarca kendileri kalemleri üzerinden sopa gösterdiler şimdi birkaç tane yazar bunların bugüne kadar yaptıklarını ellerinden almaya çalışınca yada bahsini ettikleri kişilerin başarılı olacaklarını gördüklerinde hiç düşünmeden hakarete ve ahlaksızca kendi dalında ki insanlara eli ve dilinin ne söylediği belli olmadığı söylemlerle saldırıyorlar. ! “Siyasi simsarlar kendilerini yazar olarak empoze etmeyi” siyaset politika sanıyorlar. Bu düpedüz en büyük simsarlıktır!"

Bu tip kişiler bir tuhaf. Her seçim döneminde ortaya çıkıp Ülke sorunlarına duyarsız kalıp asıl goygoycuyu kendine hatırla verilen köşede yapan sahte yazarlar bunlar.

Şimdi aynı isimler hiçbir şey olmamış gibi yine kendilerini bir şekilde ortaya atmak ve acaba bende bir yerlerden nemalanabilir miyim mantığındalar. Yıllarca bu millete algı operasyonları yaptınız şimdide çıkmışsınız milleti ve işini yapmaya çalışan ekmeğini kazanmaya çalışan ‘’gazetecilere’’ ve köşe yazarlarına saldırıyorsunuz. Yıllarca suya sabuna dokunmadan makam ve mevki işgal eden sanki , kendileri değilmiş gibi “en hakikilik!” iddialarını dillerinden düşen siyasi simsarlar yine her seçim döneminde olduğu gibi bu dönemde de türedi.! Çok İlginç neden acaba!

Bu siyasi simsarların, karakter değişiklikleri eminim ki psikoloji/psikiyatri bilimi açısından önemli bir malzeme içeriyordur. Sırf yalakalığına güvenerek birilerine hakaret ederek algı operasyon çalışması yürütenlerin kendilerini söylediği iki cümle söz ile siyasetçi yazdığı ili kelime ile köşe yazarı ve gazeteci olarak tanımlamaları bence başlı başına bir inceleme konusudur.

***

Gazeteci ve yazar olduğunu iddia eden ancak uzaktan yakından ilgi ve alakası olmayan siyasi goygoy yapan siyasi simsarlar ne yaparlar.

Ne mi yaparlar?

Her seçim dönemi ortaya çıkıp ona buna sarar kendini internet sitelerinde ve televizyonlarda göstermeye çalışırlar. İlişkide oldukları kişilerin isimlerini kullanıp bir yerlerde sistematik olarak kendilerine bir koltuk kapma telaşına düşerler.

Bunlara ben siyasi simsarlar diyorum. Bunların “En hakikilik” ve “sadakat” iddiaları birer palavradan ibarettir. Öyle pervasızlar var ki sırf adı gazete ve internet sitelerinin köşelerinde çıksın diye neler neler yapmazlar ki! bugün olduğu gibi. Bunların mesleği goy goy. Bunlar siyasi kulis yapıp kendilerini önemli hissettirmek için birkaç kelime yazıp kendilerini satmak ve siyaseten pazarlamaktır.

Lafım kendi köşesinde gece gündüz acaba bugün kime sallasam da gündem olsam mantığı ile kendi dalında ve kendi camiasında ki insanları yerle bir etmekten bile geri durmayan kendi ismini sürekli medyaya empoze eden az sayıdaki isimleredir! İstediğini elde edemeyeceklerini anladıklarında fütursuzca saldıran terbiye kurallarından uzak başkanlarına kalemleri üzerinden sopa gösterip kendilerine siyasette yer arayanlaradır.

Kendilerini bir şey sanan kendi yandaş medyalarında ellerinden gelen her türlü pisliği yapan bilgi ve birikimden uzak Milletin içine inmeyen, Milletin ne istediğini bilmeyen siyasi simsarlar! Bu millet gözünü açtı sizin algı operasyonlarınıza artık kanmıyor. Siz BU Milletin kandığını sanıyorsunuz ama maalesef yanılıyorsunuz.

Merak ediyorum: Bir siyasetçi, neden köşe yazarı olur ki; ve kendini gazeteci diye satmaya çalışır ve bunu insanlara empoze etme çabasında ısrarcı olur ki?

Sormak istiyorum sözde Gazeteci, köşe yazarı ve siyasetçi olduğunu iddia edenlere bu kadar işin içerisinde olmak sizin tarafsızlığınızı ve bakış açınızı bozmaz mı?

Siz bence düşünün aynaya bakın, çamur at izi kalsın yapmayın. Ya siyaseti bırakın, ya gazeteci kimliğinden sıyrılın, yada köşelerde dedi kodu yapıp, İnsanlara çamur ve iftira atmayın. İşinize bakın.

Bak ne diyor Mevlana; Anlaşılmak gibi bir derdimiz vardı. Ne zaman ki kendimizi anlatamadığımızı Fark ettik. İşte o vakit susmalar Dostumuz oldu. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, Şaşmam dersin şaşarsın. Öldüm der durur, Yine de yaşarsın. " Bir günah işlediğinde hemen tövbe et. İnsan suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğulur. Aklın başına geldiğinde Pişman olacağını bir işi sakın yapma." Hz. Mevlana

İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin. İçinde azıcık nur olmayana, dışarıdan verilen öğüt fayda vermez."

 

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!