Bizim Kadınlarımız!


Bizim Kadınlarımız! 

“Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız “ Nazım’ın dizeleri…

Kuvayi Milliye destanında yazmış , 1939 başlayıp 1941 de bitirmiş, anlattığı dönem Kurtuluş Savaşının verildiği dönem… …

Yıl 2017 . Milenyumun dibine vurmuşuz.

Herkesin kendisinden akıllı teknolojik oyuncaklarla ortalık yerde cirit attığı , üniversite mezununun bolca bulunduğu, evlerin lcd ekranlı televizyonlardan tutunda her türlü otomatik ev aletleri ile donatıldığı bir yere ulaşmışız. Ve fakat bir hikaye hasıl olmuş ,herhangi bir gazetenin bir yerinde .

Bizim kadınlarımızın hikayesi “Üç çocuk annesi Ayşe Paşalı, 2006’da eşinden boşanmak için dava açtı. Ama araya aile büyükleri girmiş, boşanmaktan vazgeçmişti. Kocası İstikbal Yetkin, 2009 yılında bir akraba düğününe giden eşinin dayısının oğluyla dans etmesine çok kızdı. Eşini öldüresiye dövdü, yetmedi kanlar içinde kalan karısına bir de tecavüz etti!

Cinsel saldırı suçuyla çıktığı mahkemede “eşimi çok seviyorum’’ deyince tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Çift, Haziran 2010’da boşandı. Ancak eski eş, Ayşe Paşalı’yı bıçak zoruyla kaçırıp ıssız bir yere götürdü, öldürmekle tehdit etti. Yetmedi, kapısına dayandı. Ayşe Paşalı, savcılığa başvurdu, “Hayatımız tehlikede’’ dedi.

Savcılık Yetkin’i gözaltına almadı, Paşalı’yı polis otosuyla evine gönderdi.

Bu kez mahkemeye başvurdu Paşalı, koruma talep etti.

Mahkeme “uygun’’ bulmadı.

Çok geçmeden kaçınılmaz son gerçekleşti. Ayşe Paşalı eski eşi tarafından 10 yerinden bıçaklanarak öldürüldü.” Ve bir başka hikaye : “Şego aşiretinden olan Güldünya, evli olan teyzesinin oğlundan hamile kalmıştı.

Olay açığa çıkınca aşiret Güldünya’nın teyze oğluna kuma olarak verilmesini kararlaştırdı. Teyze oğlu kaçtı, Güldünya günlerce bir odada tutuldu. Sonra İstanbul’a amcasına gönderildi.

Doğan bebeğine ‘Umut’ adını verdi. Ama bebeğini öldüreceklerinden korktuğu için 2 günlükken oğlunu bir arkadaşına evlatlık verdi.

Bir gün kardeşlerinden biri çıkageldi İstanbul’a. Bir ip uzatıp “as kendini’’ dedi.

Güldünya kaçıp polise sığındı, ama polis öldürmeyeceği sözünü aldığı (!) amca ve abiye teslim etti genç kızı.

Sonra Güldünya’nın bir başka kardeşi Ferit Tören İstanbul’a geldi, pusuya yattı ve genç kızı vurdu. Ama Güldünya ölmemişti.

Hastaneye kaldırıldı.

Başında polis bile bekletilmeyen genç kızı ölüm hastane odasında buldu.

Kardeşlerden biri refakatçi gibi hastane odasına girdi ve Güldünya’nın başına iki el ateş etti. Namus temizlenmişti (!)

“ Ve bugün :

“Manisa 'nın Ahmetli ilçesinde meydana gelen olayda bir okulun öğrencilerinin iddialara göre aynı okulda okuyan 14 ile 15 yaşlarındaki kız öğrenciye cinsel istismarda bulundukları iddiasıyla 3 erkek öğrenci Turgutlu Adliyesine getirildi.” Ve sonra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun …

Hadi ordan ….

45muyildirim@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13May

Anlayana ...

29Nis
24Ara

Mecburiyet…

05Ara

Sabunu Koydum Leğene...

01Kas